Radyo, tüm toplumlarda ve her süreçte önemi büyük bir medya aracıdır. Televizyondan önceki süreçlerde radyo, gazetenin yanında hem tek haber aracı hem de müzik, konsept programların olduğu bir eğlence aracıdır. 1900’lü yıllardan bu yana çok köklü bir medya aracı olan radyo, dijitalliğin gelmesiyle evrimleşen bir araç oldu.
2000’lerin başlarında internetin evimize girdiği süreçlerde, radyo hala en önemli medya kollarından biriydi fakat yeni jenerasyonların da gelmesi ve bu jenerasyonların dijital yerli olmasından dolayı radyo bilinirliğini sadece büyük kitlelerde korudu. Dijital okuryazarlığın, klasik okuryazarlıkla yarışmaya başlamasıysa, bu süreci değiştiren bir diğer etmen oldu. Dijitalden uzak kalınca birtakım aksaklıklar yaşayan dijital göçmen bireyler de yavaş yavaş gelenekselden sıyrılıp mobil dünyaya adım attılar. İşte bu süreç radyo açısından, yeni gelen jenerasyon tarafından zaten bilinmeyen ve de bilinen kitleler tarafından da başka bir platforma tercih edilen bir medya aracı olmaya başladı. Dijital kültürün, tüm piyasalara yansıması bu sürecin derinden etkiledi. Müzik ve albüm sektöründe adeta bir tekel olan Unkapanı, yerini Sony, DMC gibi büyük yapım şirketlerine bıraktı ve de dijital platformlarda albümler çıkartılmaya başlandı. Spotify, Deezer, iTunes, Fizy gibi birçok marka, müzik konusunda yarışa girerek, geleneksel anlamda stok yaptığımız mp3 oynatıcılarımızı da rafa kaldırmamıza sebep oldular. Artık her şeyin, bir alette toplandığı, kapsül bir teknoloji vardı ve insanlar da bunu tüketmeye çok hazırdı. İşte bu doğrultuda, evimizin sıcak ruhu radyoların üstüne danteller kapatılarak artık nostaljik bir süs eşyası modu verilmeye başlandı.
Peki kim bu radyonun rakibi?
Son beş yıllık internet aramalarına göre, Youtube, istatiksel olarak, radyonun üstünde seyretmiş fakat 2004′ gittiğimizde yani bugünden 15 yıl öncesine, Youtube sürekli bir iniş-çıkış göstermiştir. Bu dönemlerde radyonun ivmesindeyse, Youtube bazlı bir gelişim söz konusu olmamıştır. Radyoyu bu kadar kısa sürede egale edebilen bir araç olan Youtube, nasıl bu kadar benimsendi? Bu büyük gelişimin sırrını “özgür içerik” ve “herkes yapabilir” diye iki başlıkla değerlendirebiliriz. Radyo, kurumsal anlamda daha net çizgileri olan, bir yönetim mekanizması ve denetleme mekanizması olan bir olgu fakat Youtube bu kadar sert ve keskin hatlara sahip olmadığı için ve de herkese hitap ettiği için bu kadar kısa sürede bu ivmeyi yakalamıştır.

